Sayfa 1 Toplam 10 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 70 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Borsada strateji oluşturma ve geliştirme **** .

  1. #1
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tekavut üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    32,052
    Thanked
    20177
    Adı geçen
    108 Mesaj

    Borsada strateji oluşturma ve geliştirme **** .

    Sevgili arkadaşlar borsanın olmazsa olmazlarını, bilmemiz gerekenleri, strateji oluşturma ve geliştirmeyi, uzmanların önerilerini burada birleştirip vazgeçilmez bir kaynak oluşturalım ilk paylaşımları ben yapıyorom süpergazi isimli üye
    Bu tip bilgilerle arkadaşların katılımlarıyla diğer alıntılayacağımız çok değerli bir kaynak oluşturabilirsiniz. Saygılar.....

    iMKB'DE AZ ZARAR ETMENİN YOLLARI NELERDİR ???

    Evrensel Prensipler = Burada özellikle değinmek istediğimiz dünyanın her yerinde geçerli Prensiplere can yeleği gibi sarılırsanız, borsada hayatta kalma sansnız yükselir.

    5 ANA KURAL = Söylentiyi (beklentiyi!) satin alip, gerçegi satin.
    Sonrakine biraz kazanç birakin, kar realizasyonu yapmaktan kimse batmamistir.

    Hiçbir zaman ödünç fonlarla spekülasyon yapmayin.

    Disiplininizi koruyun!

    Ilk zarar en iyi zarardir, zararinizi edip yola devam edin.
    Bu kurallarin yaninda yüzlercesi daha vardir. Daha yakisikli olanlarini da duymus olabilirsiniz.
    Söylentiyi alip gerçegi satmak konusunda güzel örnekler vardir. Her ay basinda enflasyon oranlari açiklanir ve enflasyon düsük bekleniyorsa ve de beklendiginden de düsük çiktiysa, piyasaya hemen satis gelir. Bizce bunu anlamaktan kolay bir sey yok; iyi çikacagi fikriyle mala girdiniz ve iyi çikti, siz ne yapmak için almistiniz?

    Madem aldiginiz hisseler beklediginiz gibi (söylendigi gibi) yükseldi, o halde satin ve kagit üzerinde ettiginiz kazanci nakit paraya çevirip bir soluklanin…Artik bundan sonra hisse düser mi daha mi yükselir onu da baska beklentisi olanlara birakin…
    Yahut ödünç fonlarla spekülasyon yapanlarin durumuna bakalim;

    Ama önce bir Türk atasözü;

    “Essegi yardan uçuran; bir tutam ot!”

    Sunu bastan biliniz ki, piyasanin sadece ve sadece yukariya gitme ihtimali oldugunda, ödünç fonlarla spekülasyon para kazandirir; Piyasaya çok sert ve uzun süreli bir alis gelecektir. Boga piyasasi kesindir. O zaman belki! Evet sadece belki, bu sekilde daha hizli büyüyebilirsiniz. (yani sermayenizi büyütebilirsiniz, yoksa boyunuzun büyümesinden bahsetmiyoruz.)

    Herkes hesabi biliyordur :

    eger sermayenizin %30’unu kaybederseniz, ayni noktaya geri gelmek için kalana %50 kazandirmaniz gerekir.

    Yoook,
    eger sermayenizin yarisini kaybederseniz, kalan miktari ikiye katlasaniz ancak baslangiç noktaniza geri gelmis olursunuz.
    Borç aldiginiz zaman banka veya araci kurumdaki varliginizin yarisi ila on misli araliginda borç bulabilirsniz. (Gerçektende, on misli kredi ile islem yapanlar vardir.Ne diyelim? bkz. atasözü.)

    Bire bir kredi aldiginizi düsünelim: yani piyasa degeri 100 lira olan hisse senediniz karsiliginda bir o kadar da borsadan mal aldiniz. Hisseniz %20 yukari gittiginde 20 yerine 40 lira kazandiniz. Sizin anaparadan borç faizleri, kurtaj olarak örnegin 2 lira düsülürse, hisseleri satip borcunuzu faiziyle ödediginizde (100+2), net 138 lira falan· kazanirsiniz. Fakat isler %20 kötüye giderse anaparaniz çok daha hizli azalacaktir. 200 lira degerinde hisseden 40 lira zarar edip borcunuzu faiz ve sair giderleri ile (100+2) ödeyeceksiniz.Böylece sermayeyi 58 lira gibi bir düzeye indirmis olacaksiniz.

    Eger daha hizli bir kayip olursa, mesela -%35 gibi, yabancilarin “margin call” dedigi, bizde ise “para ilave edin” diyebilecegimiz bir duruma düsersiniz. Çünkü pozisyonunuz üçte bire inmistir. Eger hisse borc dengesini istenen seviyede tutmak için para yatirmazsaniz Banka rehin tuttugu mallariniza karsilik, faizleri de hesaplayip, piyasadaki likidite riskini de düsünerek mallarinizi, size hiç zahmet çikartmadan, sizin yerinize satacak ve hakki olan -yani sizin kaybettiginiz- parayi tahsil edecektir. Bu tasfiyeden sonra size de kalan kirintilari alip gitmek kalir.
    Ülkemizde aldiginiz bu ilave riskleri azaltmaniza yarayacak (hedge) baska yatirim enstrümanlari olmadigi için aldiginiz riskler hep tek yönde olmaktadir.

    Ancak hersey sirayla. Önemli olan soru su; bunlari ögreninceye kadar kaç para kaybettiniz?

    Burada dürüst bir sekilde durun ve kendinize sorun; yukaridaki kurallari ögrenmis miyim? Diye. Yani disiplininizi koruyun!
    Yok eger hala ögrenmemisseniz, siz kurtarmak çok zor olacak.
    Eger “Ben para kaybetmeden ögrendim, ben bunlari zaten biliyorum.” diyorsaniz, ya bir borsa dahisisiniz, ya da “kendi” paranizi kaybetmeden ögrenen sansli gruptansiniz. (“Baskalarinin parasi” oyununa girmeyi basarmissaniz, size anlatacak pek bir sey kalmadi diyebilirim, yine de kitabi okudugunuz için tesekkürler.J


    Altin Kural=

    Yeteri kadar para kaybederek bu dersleri aldiginiza göre, simdi hayatta kalmanin ALTIN kuralina gelebiliriz.
    Bu altin kurali ögrenmek için çok uzun ve acili bir yoldan geçmek zorunda kalmis olabilirsiniz.
    Altin kural olmaksizin yukarida ögrendiginiz bes ana kuralin da hiçbir anlami olmayacaktir, o yüzden yukaridaki kurallari ögrenip, “herseyi ögrendim.” artik diyerek bir kenara çekilemezsiniz.

    Altin Kural = Sermayenin korunmasi, her zaman sermayenin büyütülmesinden önce gelmelidir!
    Firsatlar balik gibidir; her zaman kaçani büyük olur. Ancak unutmamalisiniz ki, gene denizdeki baliklar gibi, firsatlar da bitmez.

    IMKB siz girmeden önce çalisiyordu, sizden sonra da çalisacak. Siz öldükten sonra bile borsalar devam edecek, haberiniz var mi?

    “Tüh, kazanamadim! Firsat kaçti!” dediginiz anda durup, “tüm firsatlar bitti mi?” diye bir sorun bakalim.
    Yaninizdakiler çok iyi kazanip siz kazanamadiginizda, moraliniz bozulup, hassas egonuz kirildiginda, yanlis hamleler yapacaginiza sakin olmayi basarmalisiniz.
    Geçmise takili kalmayin, kaçan firsat her ne boyda olursa olsun, kaçmistir.

    Bu gibi hususlara takilirsaniz disiplininizi kaybedersiniz.
    Bir firsat kaçtigi için, bunu kendine yediremeyerek, bankadan kredisini çogaltip, gücünün üstünde risk alan ve “sansini” çevirmeye çalisan yatirimci, uzun vadede yipranacaktir.
    Bu satirlarin yazari “çok risk = çok para” önermesinin tamamen yanlis olduguna inanir. Bu hurafe!, risksiz para kazanmak isteyenlerin, riskleri baskalarina tasitmak için yaydiklari bir söylentiden ibarettir. Çok risk aldiginizda sadece çok kaybedersiniz!

    Dogru hesap sudur; (e’si, be’si yok!J )

    “Tüm hesaplarim iyi gider ve bütün iyi ihtimaller gerçeklesirse ne kazanirim?”

    “Tüm hesaplarim kötü gider, bütün kötü ihtimaller gerçeklesirse ne kaybederim ?”

    %50 kazanmak için %100 sermaye riskine girerseniz, hersey iyi gittiginde 150 olurken, kötü gittiginde hiç bir seyiniz kalmaz.
    O zaman; eger %100 riske giriyorsaniz buna degmesi gereklidir. (örnegin rulet masasi gibi; 10$ koydugunuzda 360$ kazanabilirsiniz (%3600!) Bu ihtimal o kadar yüksektir ki, pek çok insan para kaybetmeye deger bulundugundan rulet oynar.)
    Aldiginiz risklerin ne ugruna oldugunu hesaplamadan risk alirsaniz, sermayenizi küçültme ihtimaliniz yükselir.
    Farkedeceginiz gibi yukarida bahsettigimiz 5 ana+1 altin kuraldan prensipler, her ülkede ve her borsada geçerlidir.

    Yerel Kurallar =
    Gelelim bizim borsamizin yerel kurallarina;
    Tüm borsalar ve bizim borsamiz için geçerli olan kurallari yukarida yazdik. Bunlari bilmeniz zaten sart!
    IMKB için ekstra kurallarin basinda su geliyor;
    “Uzun vadeli düsünmeyin!” Her kim ki size “uzun vadeli düsünün.”, diyorsa, kafanizin bir kösesinde alarm zilleri çalmaya baslasin. 300’e yakin kagit arasindan itinayla seçip verilen “uzun vadede su kadar kazandi!” örneklerini çöpe atin!
    Bu gerçekleri yazdigimiz için “piyasadaki” bir çok kisiyi karsimiza aldigimizi biliyoruz. Ancak bireysel yatirimciyi dograya, dograya, kusbasi yapanlarin söylemlerini yazmak gerekiyordu.

    1998 çöküsü basladigindan beri, gazete, televizyon, araci kurum, dergi, velhasil tüm yorum yapan uzmanlar(!) ayni seyi tekrarladilar; “elinde pahali hissesi olanlar panik satislardan kaçinsin ve tutsun, yeni hisse almak için acele etmeyin. Uzun vadede iyiye gidecek.”

    Sonra gene;
    “elinde yüksek maliyetli hissesi olanlar tutsun, yeni hisse almak için acele etmeyin. Belki maliyet düsürmek için alim yapabilirsiniz. Uzun vadede iyiye gidecek.”

    Sonra bir daha;
    “Daha önceki firsatlari satis yönünde degerlendirmemis olanlar hisselerini tutsun, yeni hisse almak için acele etmeyin. Uzun vadede iyiye gidecek. Gecelik repoda kalin.”
    Gerçekten de, Agustos ve Eylül 1998 süresince bu çok samimi(!) önerileri dinleyenler, sinir sahibi olup, mide ülserinden firsat bulduklari siralarda kendilerini içkiye vurdular.

    Enflasyonu düsünün!”
    Enflasyonun bu boyda yüksek oldugu bir ülkede iki sene sonra “Canim, bir zamanlar 5000 liraya almistik, simdi 10.000 ediyor.” demek, ne kadar anlamliysa, sizin uzun vade kazançlariniz da, o kadar anlamlidir.
    Hazine bonosunu 45.000 liradan alip bir sene sonra zaten 100.000 liraya satiyorsunuz, hem de devlet güvencesiyle! Begenmeyip borsaya girdiyseniz, demek ki beklentiniz bunun üstünde olmali.
    Bir koyup bir daha alinca, skor ancak esitleniyor; (enflasyon 1-bizim takim 1)

    “Bunun üstünde kazanmali ki enflasyonu yenelim.” Dediniz ve borsaya geldiniz.

    5.000 liralik bir kagit atagina basladiginda duymussunuzdur; önce 20.000 sonra 60.000 olacak.” diye. Oyunu kuranlar 20.000 yollarinda kagidi satarken, siz 60.000 olacak diye bekleyenler arasinda kalirsaniz, uzun vadede kazançlariniz enflasyona yenik düsecektir. Böyle durumlarda, ani kazanç parlamalarini degerlendirip, bir an önce gecelik repo siginagina geri dönmek stratejisi en iyi stratejidir.

    “Kisa vadeli hareket yapin!” Tipki uzun vadeli düsünmemeniz gerektigi gibi, kisa vadeli hareket yapmaniz da gerekmektedir.
    Size “tutun” diyen lobi, ayni zamanda “kisa vadeli oynamayin!” diye uyarida bulunuyorsa dikkat edin. Borsalar düstügünde “kisa vadeli oynamayin!” önerileri gelmeye baslar. Çünkü bu düzeylerde yapilacak kisa vadeli kazanç hareketleri fiyat olusturarak hizli bir rebound yükselisi engelleyecektir.
    Siz asagilardan aldiginiz mali hemen iki tick (kademe) yukariya satisa koydugunuzda, asagi trendi güçlendirirsiniz. Tepkilerde siz para kazanirken, malina kiyamayanlar zarar edebilirler. Eger asagi seviyelerden kisa vadeli çalisir ve zarar ederseniz, çok hizli bir sekilde piyasa sizin aldiginizdan da asagilara gelir ki, bu bunlarin isine gelmez, mallari satamamis olurlar.
    Borsada uzun vadede tutmaya degen kagitlar da vardir. Iyi temettü veren (her iyi kazanan iyi temettü vermez!) kagitlari uzun vadeli tutabilirsiniz.

    Ancak temettü verimi düsük, “ileride söyle böyle olacak.” Diye yükselen kagitlari uzun vadede tutanlar çogunlukla zarar ederler.
    Kimse piyasadan güçlü degildir!. Bir düsüs sirasinda dünyayi siz tutamazsiniz! Birakin, zarar edin ve satin.
    Ancak bunu bilenler size “Tutun.” önerisinde bulunurken “siz tutun, ben önce satayim!” demekteler.

    Biraz yada kismen hamile kalinamayacagina göre, yeniden pozisyon açmayi dogru bulmuyorsaniz, piyasa da asagi gidiyorsa satmayip tutmak niye? Kaybedecek paraniz mi çok? Kagitlari bedavaya mi aldiniz?


    H. VEDAT GÜRER 1998
    ** Göndermiş olduğum fotolar resmim.net sağlaycı yüzünden görünmüyor emeklerim e yazık **



  2. #2
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tekavut üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    32,052
    Thanked
    20177
    Adı geçen
    108 Mesaj
    İyi Bir Yatırım İçin İzlenmesi Gereken Adımlar

    1) Büyüyen ya da büyüme potansiyeli olan sektörler seçilmeli...

    IMKB'de yatırım yapmak isteyen yatırımcıların öncelikle dikkat etmesi gereken nokta, sektörlerin genel ekonomideki dalgalanmalara ne kadar duyarlı olduğunu göz önünde bulundurarak, büyüyen ya da büyüme potansiyeli olan sektörlere yönelmesidir. Bazı sektörler büyüme potansiyeli taşımakla beraber, ekonomik dalgalanmalardan doğrudan etkilenmektedir. Beyaz eşya, otomotiv ve demir-çelik, ekonominin daraldığı ve büyüdüğü yıllarda bu büyümeyi çok yakından takip eden sektörlere iyi birer örnektir. Bu nedenle, bu 3 sektör son 2 yılı durgun geçirirken, ertelenmiş talebin de etkisi ile 2000 yılının en fazla büyüyen sektörleri olmuştur. Bazı sektörler ise ekonomiyi geriden takip etmektedir. Örneğin, inşaat ve inşaat malzemeleri sektörleri (çimento, cam, vs) ekonomik büyümeyi belirli bir zaman farkı ile takip etmektedirler. Öte yandan, gıda ve kısmen perakende gibi sektörler zorunlu harcamalar nedeni ile ekonomik dalgalanmalardan daha az etkilenmektedirler.

    > Sektör Seçimi Hisse Seçimi
    > Portföy Oluşturma
    > Yatırımın Zamanlaması
    > Şirket ve Sektör Takibi
    > Son Söz: Profesyonel yardım alın

    2) Büyüyen ya da büyüme potansiyeli olan şirketler seçilmeli...

    Sektör seçiminden sonra sıra şirket seçimine gelmelidir. Yatırımcılar büyüyen ya da büyüme potansiyeli olan sektörlerde yine bu potansiyele sahip olan şirketleri seçmelidirler. Şirket seçimi yapılırken, şirketlerin sektördeki konumu, finansal durumu, yönetimi, geleceğe yönelik beklenti ve hedefleri ile şirketlerin stratejileri incelenmelidir.

    3) Enflasyon etkisi düşünülerek şirketlerin finansal tabloları reel anlamda incelenmelidir...

    Seçilen sektördeki şirketlerin finansal durumları incelenirken, enflasyonun olduğu bir ortamda nominal rakamların gerçeği yansıtmakta yetersiz kaldığı göz önünde bulundurularak, reel rakamlara odaklanılmalıdır.

    4) Net kâr yerine faaliyetlerden elde edilen kâra odaklanmak gerekir...

    Finansal incelemede özellikle şirketlerin faaliyetlerinden elde edilen kâra odaklanmak gerekir. Yatırımcıların, çoğu zaman baktıkları net kâr, bazı şirketlerde gelecekte devamı mümkün olmayan faaliyet dışı gelirleri de içerdiğinden, sağlıklı bir analiz yapılmasına olanak sağlamamaktadır. Örneğin, özellikle faizlerin önemli ölçüde gerilediği bir ortamda, şirketlerin eskiden olduğu kadar faiz geliri elde etmeleri mümkün olmayacaktır.

    5) Karşılaştırma

    Yatırım yapılacak şirketin belirlenmesi sırasında kullanılacak en önemli yöntemlerden bir tanesi de şirketi aynı sektörde yer alan yerli ve yabancı rakipleri ile karşılaştırmaktır. Bu noktada, satış, pazar payı ve esas faaliyet kârlılığı gibi temel göstergeler ön plana çıkarken, şirketlerin finansal (Likidite, Kârlılık, Borçluluk) ve piyasa rasyolarının (Fiyat/Kazanç, Firma Değeri/ Faiz Vergi Amortisman Öncesi Kâr gibi) karşılaştırmalı analizi yapılmalıdır. Bu karşılaştırma sonucunda, hem finansal hem de piyasa rasyoları alım için uygun fırsatın olduğunu gösterirlerken; bazen de şirketin finansal rasyoları sağlıklı bir şirket yapısını, piyasa rasyoları ise şirketin piyasa değerinin olması gerektiğinden yüksek olduğunu gösterebilir.

    6) Net nakit akımı analizi

    Şirketlerin net kârı yerine faaliyetlerine odaklanan yatırımcılar, şirketlerin gerçek değerini hesaplarken, geleceğe yönelik nakit akımlarını da göz önünde bulundurmalıdırlar. Şirketin faiz vergi, amortisman öncesi kârından önemli nakit çıkışlarını yani yapılmakta olan/yapılacak yatırım ve net çalışma sermayesindeki değişimler çıkarılarak serbest nakit akımları bulunur. Daha sonra (şirket, sektör ve ülke riski göz önüne alınarak) uygun bir iskonto oranı ile bu nakit akımları bugüne indirgenerek, şirketin gerçek değeri bulunur. Bu analizleri yapan yatırımcının şirketin piyasadaki değeri ile bulduğu gerçek değeri kıyaslaması gerekmektedir. Eğer mevcut piyasa değeri şirketin olması gereken değerinin altında ise, yatırımcı bu şirket ya da şirketlere uygun bir zamanlama ile yatırım yapabilir.

    7) Yatırımcı yatırım vadesini ve kendi risk-getiri profilini belirlemelidir...

    Yatırmcılar, ilk önce hangi vadede yatırım yapmak istediğini belirlemelidirler. Sermaye piyasalarında yatırım yapan bir yatırımcının orta ve uzun vadeli düşünmesi gerekir. Yatırımcıların yaşam koşulları ve risk anlayışları farklılık gösterdiğinden, her yatırımcı kendi risk-getiri profilini belirleyerek, bu profile uygun olarak yatırımlarını yönlendirmelidir. Bu doğrultuda, bazı yatırımcılar, riski daha yüksek yatırımlara sıcak bakarken, bazıları ise daha düşük risk taşıyan yatırım araçlarına yatırım yapmaktadır. Riski sevmeyen bir yatırımcı, ileride büyüme potansiyeli taşıyan ve riskli bir şirkete yatırım yapmak yerine daha yavaş büyüyen, her sene iyi temettü dağıtan bir şirkete yatırım yapmayı tercih etmelidir. Öte yandan, biraz daha fazla risk almak isteyen bir yatırımcı ise yapılacak yatırım ve uygulanacak stratejiler ile yüksek büyüme potansiyeli gösterebilecek bir şirkete yatırım yapabilir.

    8) Portföyünüzü çeşirtlendirmek riski minimuma indirir...

    Hisse senedi yatırımı yapan bir yatırımcı makro ekonomik koşullardan kaynaklanan ve sistematik olarak adlandırılan riskin yanısıra, şirkete özel bir takım riskleri (şirketin mali durumunun kötüye gitmesi, pazar kaybı vs) de almaktadır. Sadece bir hisseye yatırım yapan yatırımcının toplam riski, şirket riski nedeni ile önemli ölçüde artmaktadır. Birden fazla ve çeşitli kriterlere göre seçilmiş şirketlere yatırım yapılması, şirket riskini en aza indirirken, taşınan riski sistematik risk ile sınırlandırmaktadır. Bu nedenle, mümkün olduğu kadar, ekonomik koşullara olan duyarlılığı farklılık gösteren birden fazla şirkete yatırım yapılmalı yani portföyde çeşitliliğe gidilmelidir.

    9) Teknik analiz

    Yatırım yapılacak şirketlerin belirlenmesinden sonra, alım için uygun fiyatların tespitinde teknik analiz önemli bir araçtır. Hisse senedinin fiyat grafiği incelenerek, temel destek ve direnç noktaları tespit edilmeli ve alıma geçilmelidir.

    10) Şirketler ve içinde bulundukları sektörler hakkındaki haber ve gelişmeler takip edilmeli...

    Yatırım yapıldıktan sonra, bu şirketler hakkındaki haber ve gelişmeler yakından takip edilerek, şirketler üzerindeki etkileri analiz edilmelidir. Örneğin, alınan yeni bir ihale, şirketlerin gelir tahminlerini değiştirirken, kaybedilen bir ihracat pazarı da aksi etki yaratabilir. Şirketin içinde bulunduğu sektördeki gelişmeler de şirketleri yakından etkilemektedir. Örneğin, sektöre verilen teşvikler, yeni ülkelerarası anlaşmalar, getirilen düzenlemeler, sektörü ve şirketleri olumlu ya da olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, yatırımcılar şirketlerin açıkladığı dönemsel mali tabloları mevsimsellik gibi faktörleri de göz önüne alarak incelemelidir. Hedeflenen piyasa değerine ulaşıldığında yine zamanlamaya dikkat edilerek satıma geçilmelidir.

    Ülke ve dünyada iş faaliyetlerinin, milli gelir artışlarının, şirket karlarının gelecekteki seyrini doğru tahmin edebilen bir yatırımcı zengin olabilir. Fakat böyle bir insan mevcut değildir.
    Yatırımcı ve spekülatörleri en az dört gruba ayırabiliriz.

    1) Satın aldıkları hisse senetlerini uzun sürelerde muhafaza edenler. Milli ekonomi yükselen bir eğilim gösterdiği için uzun vadede durumları oldukça iyidir.Piyasadan aldıkları hisse senetlerini adeta dondurdukları için, muamele miktarını sınırlamaları sebebi ile piyasanın incelmesine sebep olurlar. Hazır alıcıları kısıtlıdır.

    2) Komisyoncu ve aracılarla sıkı ilişki içersinde, fiyatları her an takip eden kimseler. Sürekli alıp satarlar ve kâr ederler. Bu grubun mevcudiyeti sayesinde piyasa daha az ince olur. Alım satım yoğunluğu sınırlı "likitide" sağlar.

    3) Bu iki grup arasında üçüncü bir grup vardır.Bunlar birkaç aylık veya bir kaç yıllık kaymalar gösterirler. Bunların arasında en az muvaffak olanlar, piyasaya fiyatlar zirveye çıktığı zaman giren amatörlerdir. Zaten bunların girmesi akıllı ve tecrubelerin piyasadan çekilmesi için bir işarettir. En başarılı olmuş spekülatörler, ayak takımının aşırı heyecanlarından kaçınan ve iş şartlarının önemli hareketlerini teşhis edebilenlerdir.Ancak yukarıdaki ifade, bunların hissede senetleri fiyatlarının daha yükseleceği intibaını uyandırdığı zaman mübayaada bulunurlar. Düşme kaçınılmaz görüldüğünde, ellerindeki hisse senetlerini satarlar. Aynı senetleri, fiyatlar düştüğünde tekrar satın alırlar.

    Bu spekülatörlerin davranışı fiyat istikrarsızlığı yaratır. Fiyat yükselme ve düşmeleri şiddetlenir.

    4) Nihayet özel durumları tetkik eden kimseler vardır. Genel veya özel kaynaklardan şirketlerin servetlerindeki değişmeleri, iflas, temettüleri, şirket ayrılmalarını, birleşmelerini, kar durumlarını, temettü ilanlarını haber alırlar. Üçüncü gurubun başarılı taraflarına haiz oldukları taktirde bu gurubun mensupları piyasadan çok büyük karlar elde ederler. İkinci Dünya Savaşının siyaset adamı ve hisse senetleri piyasasından büyük karlar elde eden BERNARD BARUCH'un şu sözlerini, parasını hisse senedine yatırmak isteyenlerin daima hatırlarında tutmalarında büyük yarar vardır:''Bütün işlerinizden vazgeçip, piyasanın bütün tarihini ve muamele gören hisse senetlerinin ana şirketlerini bir tıp talebesinin anatomi öğrendiği tarzda tetkik ederseniz, üstelik sizde büyük bir kumarbazın soğukkanlılığı varsa, altıncı hisse sahipseniz ve aslan gibi cesursanız sizin için bir şans ümidi vardır.''

    Kaynak : Faruk Ertunç
    ** Göndermiş olduğum fotolar resmim.net sağlaycı yüzünden görünmüyor emeklerim e yazık **



  3. #3
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tekavut üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    32,052
    Thanked
    20177
    Adı geçen
    108 Mesaj
    W.D.GANN (*) BAKIŞIYLA 28 ALIM-SATIM KURALI

    1. Hiçbir zaman sermayenizin %10 undan daha fazlasını birgün içerisinde riske atmayın.

    2. Herzaman için bir zarar kesme noktanız olsun.

    3. Hiçbir zaman sermayenizden fazla alıp satmayın.

    4. Hiçbir zaman karınızın zarara dönüşmesine izin vermeyin.

    5. Trendin yönünden ve gücünden emin olmadığınız durumlarda piyasadan uzak durun.

    6. Zarara girildiği anda piyasadan çıkın, zarardayken daha fazla miktarı piyasaya sokmayın.

    7. Aktif piyasalarda veya senetlerde hareket edin.

    8. Riskinizi hem piyasalara, hem de hisse senetlerine eşit dağıtın.

    9. İyi bir nedeniniz olmadıkça pozisyonunuzu kapatmayın.

    10. Kazançlarınızı ayrı bir hesapta tutun.

    11. Hiçbir zaman aşırı hırs ile kar etmeyi amaçlamayın

    12. Hiçbir zaman piyasadan dikkatiniz kaybolduğu için çıkmayın veya beklemekten sıkıldığınız için piyasaya girmeyin.

    13. Pasiften alış yerine aktiften almayı tercih edin.

    14. Maliyet düşürmeyin.

    15. Ufak kazançlar elde etmek için büyük zararlara izin vermeyin.

    16. Pozisyon aldıktan sonra zarar kesme noktanızı ihlal etmeyin.

    17. Piyasaya çok sık giriş çıkışlardan çekinin.

    18. Her iki yöndede para kazanmaya eğimli olun.

    19. Hiçbir zaman senet pahalı veya ucuz olduğu için alım satım yapmayın.

    20. Direnç seviyelerini ve bölgelerini geçtiğini gördüğünüz senedi kademeli olarak almaktan çekinmeyin.

    21. Güçlü trend içinde olan senetleri kademeli olarak alın.

    22. İyi bir sebebiniz olmadan pozisyon değiştirmeyin.

    23. Zarar etmekte olduğunuz pozisyonu kurtarmaya çalışmayın, zarar kesin.

    24. Uzun dönemli kazanç ve kayıpların hemen ardından işlem yapmayın.

    25. Tepe ve dip avcısı olmayın.

    26. Bilgisine güvenmediğiniz insanın tavsiyelerine kapılmayın.

    27. İlk zararınızdan sonra pozisyonunuzu azaltın, kesinlikle arttırmayın.

    28. Piyasaya yanlış bir zamanda girmeyin ve çıkmayın; veya doğru bir zamanda girip yanlış bir zamanda çıkmayın. Bu hatayı ikiye katlamak demektir.

    (*) William Delbert Gann; 6 Haziran 1878 yılında Lufkin TX de dünyaya geldi. Piyasalardaki deneyimine 1902 yılında 24 yaşındayken başladı.1908 yılında New York'a yerleşti ve burada bir aracı kurum açtı. Daha sonra emekli olarak Florida'ya döndü ve bir danışmanlık firması kurarak teorilerini anlatmaya başladı. Böylece teorileri gerçek hayatta uygulanmaya koydu. Bu süre içerisinde Gann birçok kitaba imza attı ve birçok yerde yazıları yayımlandı. 14 Haziran 1955 yılında yaşamını yitiren araştırmacı ve iyi bir piyasa analisti olan W.D.Gann geriye kendi adıyla anılan teknik analiz metodunu bıraktı.

    Kaynak : Aksel Kibar
    ** Göndermiş olduğum fotolar resmim.net sağlaycı yüzünden görünmüyor emeklerim e yazık **



  4. #4
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tekavut üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    32,052
    Thanked
    20177
    Adı geçen
    108 Mesaj
    Ayılar, Boğalar : Piyasalar

    Ayı Piyasası :

    1 nci Aşama : Boğa Piyasasının son dönemine rastlayan elden çıkarma(Distribution) safhasıdır.

    2 nci Aşama : Panik aşaması. Alıcılar azalır, satıcılar aceleci davranır. İşlem hacmi yüksek oranda artarken fiyatların düşme trendi hemen hemen dikey olur. Panik safhasından sonra uzun süre ikinci bir canlanma dönemi ya da yatay piyasa görülür.

    3 ncü Aşama : Artık küçük de olsa alışlar başlamıştır. Tüm kötü haberler ortadan kalktığında sona erer.

    Boğa Piyasası :

    1 nci Aşama : Durgun olan piyasanın değişmeye başladığını sezen akıllı yatırımcıların, cesareti kırılmış ve sıkıntıya düşmüş yatırımcılar tarafından değerinin çok altında satılan senetleri topladığı, toplama (Accumulation ) dönemi. Bu safhada şirketlerin mali tablo ve raporları hala kötüdür. Halktan hiç ilgi yoktur.

    2 nci Aşama : Ekonomik trendlerin iyileşmeye başladığı ve işlemlerin arttığı safha. Teknik analistin en fazla kazanabileceği dönemdir.

    3 ncü Aşama : Halk hücum etmiş ve hacim patlamıştır. Bu aşamanın sonlarında işlem hacmi artmaya devam eder ama –kedi ve köpekler- (yatırım değeri olmayan düşük fiyatlı hisseler) hızla düşmeye başlar.
    ** Göndermiş olduğum fotolar resmim.net sağlaycı yüzünden görünmüyor emeklerim e yazık **



  5. #5
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tekavut üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    32,052
    Thanked
    20177
    Adı geçen
    108 Mesaj
    Zararla Pozisyon Kapatma - I


    Bir stratejinin para kazanması için önce para kaybetmeyi durdurması gerek. Bu bir sürücü sınavında sorulan soruyu andırıyor. Yolda önünüze biri çıktığında arabayı durdurmak için ilk yapılacak olan hareket nedir? Bu kurnaz sorunun cevabının doğal olarak “frene basmak” olduğunu düşünürüz ama ondan önce yapılacak olan bir hareket daha vardır: Ayağı gazdan çekmek. Yatırım oyunu da aynı bağlamda bir risk yönetimi oyunudur. Hiçbir yatırımcı hiç kaybetmeden trading yapamaz. Önemli olan arada sırada oluşan kayıpları asgari seviyede tutabilmektir. Bunun tek yolu da, önceden belirlenmiş bir fiyat seviyesinde zararı alıp pozisyondan çıkmaktır. Bu fiyat seviyesi de öyle gelişigüzel değil belirli yöntemlerle tespit edilir.

    Bu yöntemlerin ilki yine çizdiğimiz destek ve direnç seviyelerinin kullanımını gerektirir. Eğer tüm yatırım stratejimizi, desteğe yakın AL, dirence yakın SAT kuralı üzerine kuruyorsak, bu çizgilerin aksi yönde kırılmaları bize yanlış yönde olduğumuzu bildirmeli ve pozisyondan çıkılması gerektiği sinyalini vermelidir. Başka bir ifadeyle, desteğe yakın bir fiyat seviyesinden alım yapılarak açılan UZUN pozisyon, o destek aşağı doğru kırıldığı an kapatılmalıdır. Çünkü bu çizginin kırılması, bize yukarı gideceğini öngördüğümüz piyasanın aşağı döndüğünü ve bizim yanlış pozisyonda olduğumuzu hatırlatır. Öte yandan, dirence yakın bir fiyat seviyesinden açığa satış yapılarak açılan bir KISA pozisyon, o direnç yukarı doğru kırıldığı an kapatılmalıdır. Direncin yukarı doğru kırılması, piyasanın düşmediğini gösterir.

    Zarar stopu koymak ve uygulamak, kangren olan bir kolu kesip atmaya benzer. Çünkü, o kol kesilmezse kangren bütün vücudu sarar ve yaşamın kurtarılamayacağı bir aşamaya gelir. Yatırım dünyası da aynıdır. Zarardan çabuk kurtulunmazsa pozisyon içinden çıkılamayack bir hal alır ve zarar bir kangren gibi büyümeye devam eder. Bu, deneyimli deneyimsiz, tüm yatırımcıları sarmalına alan son derece güçlü bir psikolojik olgudur. Hiçbirimiz zarar etmeyi sevmeyiz. Pozisyonu zararla kesip atmak, para kaybedildiğinden dolayı bizi üzdüğü gibi yanlış çıkmanın verdiği eziklik de sinirlendirir. Bu yüzden zararı kabullenmeyi istemeyiz. Sonuçta da ters bir UMUT-KORKU kurgusunun çarkları arasına gireriz.

    Bu psikolojik senaryo hep aynıdır. Önce baş gösteren o küçük zararı önemsemeyiz. Daha sonra zarar bir miktar artınca işlerin ters gittiğini anlarız ama fiyatların geri döneceği UMUDUYLA pozisyondan çıkmamayı yeğleriz. Zarar miktarı arttıkça bu UMUT da artar. Sonunda zarar taşınamayacak bir boyuta gelir ve hem gelen mali yük hem de moral bozukluğuyla pozisyonu olabilecek en kötü yerde kapatıp piyasanın geri dönüşünü dışardan seyrederiz. Kâr ettiğimiz pozisyonlarda bile bu UMUT-KORKU kurgusunun çarkları işler. Az bir miktar kâra geçer geçmez eldeki parayı kaybetmeme KORKUSUYLA pozisyondan erken çıkıp daha büyük kârlardan oluruz.
    Halbuki, bu UMUT-KORKU kurgusunu tersine çevirmek gerekir. Zararlı pozisyonda işlerin iyiye döneceğini UMUP, kârlı pozisyonda işlerin kötüye döneceğinden KORKACAĞIMIZA, zarardayken KORKUP, kârdayken UMMAMIZ gerekir. Bu da zaten kangrenli kolun hemen kesilip atılmasını gerektirir.

    Elbette STOP olmak hoş bir durum değildir, ama stop koymanın faydası, kangrenli kolu kesip hayatı kurtarmakla eş anlamlıdır. Başka bir anlamıyla, ZARAR STOPU yapılan bir sigortanın primidir. Bu sigortayı yaptırmak bizi daha sonra çok daha büyük belâlardan kurtaracaktır. Dolayısıyla bu sigortayı yaptırma alışkanlığına, disiplinine ve olgunluğuna erişmemiz gerekir. Stop olunca kaybedilen para dolayısıyla kahrolup üzüleceğine ona bir sigorta primi gibi bakmak bu alışkanlığı ve disiplini size kazandıracaktır. Ben evimi on yıldır yangına karşı sigortalıyorum. Tanrıya şükür, şimdiye kadar gerekmedi. Ne var ki, hiçbir zaman çıkıp da “Sigortacım on yıldır benim üzeriden para kazanıyor, keşke evim yansaydı da ona verdiğim primleri hakketseydi!” diye bir yorum yapmıyorum. Elbette STOP olunca üzülüyoruz, ama stop olduktan sonra piyasa daha da kötüye giderse “İyi ki çıkmışım!” demiyor muyuz?


    Kaynak : Ali Perşembe, Teknik Analiz mi Dedin? Hadi Canım Sende !
    ** Göndermiş olduğum fotolar resmim.net sağlaycı yüzünden görünmüyor emeklerim e yazık **



  6. #6
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tekavut üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    32,052
    Thanked
    20177
    Adı geçen
    108 Mesaj
    Zararla Pozisyon Kapatma - II

    Zarar stopu koyma alışkanlığı ve disiplini derken Türkiye koşullarını da değerlendirmemiz gerekir. Zarar stopu koymak ve piyasa oraya geldi mi stopu uygulamaya sokmak (yâni, fiyatlar zarar stopu seviyesine gelir gelmez zararı almak) dünyanın her tarafındaki yatırımcı için zordur. Ne var ki, yurt dışındaki piyasalarda bu zorluğun üstesinden gelmek için bir emir mekanizması devreye sokulur. O da zarar stopu emridir. Bu emir tüm interbank döviz piyasalarında ve hisse senedi ve vadeli borsalarda verilebilir. Emrin amacı, hem her saniye piyasayı takip etmek zorunda kalmamak, hem de fiyatlar zarar stopu seviyesine gelince tereddüde düşmeden çıkma disiplinini devreye sokmaktır.

    UMUT-KORKU sarmalında, daha önce zararını almaya karar vermiş olsa bile pozisyonunu kapatmayabilecektir. Halbuki, borsaya iletilen emir daha o kararını değiştiremeden önce devreye girip yerine getirilecek ve daha rasyonel düşünebildiği pozisyona girmeden önceki zamanda verilen kararı uygulamaya sokacaktır.
    Stopsuz pozisyona girmek, sigortasız yaşamak demektir. Bir Wall Street deyimiyle, “bıçağı havaya atıp düşerken tutmaya” benzer. Türkiye’de otomobil, ev, hayat, sağlık gibi sigortalanma oranlarının batı ülkelerine göre çok düşük olduğunu zaten biliyoruz. Bu ortamda, hem de zarar stopunun olmadığı bir borsada, Türk yatırımcısının da kendisini çok iyi eğitmesi gerekir. Burada anahtar kelimeler alışkanlık, olgunluk ve disiplindir.

    Sigorta yaptırmak, risk yönetimi yapmak demektir. Zarar stopu koymak da, riski önceden belirlemek ve yönetmek anlamına gelir. Risk yönetimi bağlamında, zarar stopunun bir sigorta olmasının yanı sıra çok önemli bir yönü daha vardır. O da, yukarıda ilk çizgilerini çizdiğimiz yatırım stratejimizin başarıya ulaşmasını sağlayacak mekanizmayı işler hale getirmektir. Bu mekanizmanın işler hale gelmesi için edilen kârlar ile zarar stoplarıyla belirlenmiş zararlar arasındaki ilişkiyi doğru kurmaktır.
    Bu ilişkiyi iki oranla anlamaya çalışalım. Başarı Oranı ve Risk/Kazanç Oranı. Yukarıda adı geçen çarpık UMUT/KORKU sarmalını terse çevirmek gerektiğine göre (yâni zarardayken korkmak, kârdayken umutlanmak gerekir, tersi değil) tüm deneyimli yatırımcıların ilke edindiği bir kuralı da benimsemek gerekir. Kârda otur, zarardan çık. Yatırım başarısının en öncelikli koşulu, kârlı pozisyonlarda mümkün olduğu kadar çok oturmak, zararlı pozisyonlardan da mümkün olduğu kadar çabuk çıkmaktır.

    Bunun iki amacı vardır:

    a) Kârlı işlemlerin zararlı olanları finanse etmesi,

    b) Sermayenin artırılması.

    Zarar ettiğinizden çok kâr etmiyorsanız, zararlarınızı finanse edemezsiniz. Öte yandan, bütün kârlar zararları örtmeye kullanılıyorsa, sermayeniz de artmaz. Ne var ki, iş bu söyleneni yapmaya gelince o demir yürekler ağızda eriyip giden pamuk şekere dönüşürler. Çünkü hem zararlı hem de kârlı pozisyonlarda insancıklar belirli davranış biçimi kalıplarına girip duygularına esir düşerler. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, zarardan bir türlü çıkamayıp işlerin iyiye döneceğini ummaya devam ettikleri gibi, kârdayken de korkup erkenden çıkıverirler. Bu duyguların yoğunluğu bir pozisyona girer girmez geometrik bir şekilde artar. Dolayısıyla, tüm yatırım kararları pozisyona girmeden önce verilmelidir.

    Kaynak : Ali Perşembe, Teknik Analiz mi Dedin? Hadi Canım Sen de !
    ** Göndermiş olduğum fotolar resmim.net sağlaycı yüzünden görünmüyor emeklerim e yazık **



  7. #7
    Status
    Offline
    mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tekavut üye
    Üyelik tarihi
    12.Aralık.2015
    Mesajlar
    32,052
    Thanked
    20177
    Adı geçen
    108 Mesaj
    Günlükçüler için Taktikler Arif UĞUR/Dünya Gazetesi

    1.Açılıştan sonra alış: Diyelim ki hisse senedi, piyasanın açılışında %5 yükseldi ve bununla bağlantılı olan ve basın-yayın organlarında yayınlanan herhangi bir haber de yok. O zaman:
    Hisse senedinin fiyatı, bu işlemden yarım saat sonra düşecektir. Neden mi? Piyasa yapıcılar açılışta hisse senedinin fiyatını suni olarak yükseltmeye çalışıyordur. Bunun nedeni ise bu yatırımcıların bir gün önceden satın aldıkları fazla hisse senetlerini ellerinden çıkarıyor olmalarıdır. Ancak eğer hisse senedinin fiyatı otuz dakika sonra hala düşmemişse, o zaman günün geri kalanında da yükselme ihtimali vardır. Burada izlenecek taktik şudur: Açılıştan sonra o günkü en yüksek fiyatın 1/16 sı üzerinde alış ve o günün en düşük fiyatının 1/16 altında stop emri verin.

    2. Açılıştan sonra satış: Burada yukarıdaki stratejinin tam tersinin uygulanması gerekir. Eğer hiç bir haber yokken hisse senedinin fiyatı düşüyorsa tedirdin müşterilerin satış emirleri bir gün önceki kapanıştan birikmiş olabilir. Bazen piyasa yapıcılar hisse senedini suni olarak düşük fiyatla açarlar ve bu şekilde panik satıcıları çekerler. Bu sayede portföylerine hisse senedi toplarlar. Çünkü kural olarak piyasa yapıcılar fiyat düşüşlerinde satın alıp artışlarda satarlar. 30 dakika sonra hisse senedi toparlanır ve normal fiyattan işlem görmeye başlar. Piyasa yapıcılar düşük fiyattan topladıkları malları satarak kar ederler. Ancak 30 dakika sonra hisse senedinin fiyatı hala düşük seviyelerde kalıyorsa, gün içinde fiyatın daha da fazla düşme ihtimali vardır. Buradaki taktik ise şudur: Hisse senedinin o günkü en düşük fiyatının 1/16 altından açığa satış ve o günün en yüksek fiyatının 1/16’sı üzerinde de stop emri vermektir.

    3. Kar marjında oynamak: Bu son derece basitttir. Alışın 1/16’sı üzerinde al ve satışın 1/16’sı altında satış emri verin. Bu strateji çok hareketli olmayan hisse senetlerinde güzel işler. Eğer başarılı olursa her işlem de kar edersiniz. Kar marjını istediğiniz kadar küçültebilirsiniz. Buradaki sorun hiç bir zaman fiyatların belirlediğiniz sınırlara gelmemesidir. Piyasa yapıcılar hemen ne yapmaya çalıştığınızı farkedip sizi saf dışı bırakacak şekilde fiyatı ayarlayabilir. Günlük işlem yapanlar bu taktiği çok sık kullanırlar.

    4. Sıkıştırma: Bu da başka basit bir taktiktir. Haber bantından geçen haberleri izleyin. Herkes bir hisse senedinin yükseleceğini bağırıp duruyorsa sürüye siz de katılın. Düşük bir kar marjına razı olun. Sonra da uçuruma yuvarlanmadan sürüden ayrılın.
    5. Piyasayı bulanıklaştırma: Bu strateji de zayıfı alıp güçlüyü satmaktır. Yani, piyasaya göre fiyatı düşük olan hisse senedini alırsınız ve piyasanın yukarıya doğru trendini beklersiniz. Hisse senedi açılışın üstünde işlem görene kadar satın almaya devam edersiniz. Bunun sebebi hisse senedini önceden almış olanlar kayıpları engellemek için satacaklar ve böylece kısa vadede fiyatı aşağıya çekeceklerdir.

    6. Son saatte işlem yapın: Hisse senetleri son işlem saatinde en yüksek fiyatlarından aşağıya doğru gevşerler. Neden? Çünkü günlük işlem yapanlar ve piyasa yapıcılar pozisyonlarından çıkıp kar satışları yapmak isterler. Fiyat düşüşü bu sebeple son işlem saatinde meydana gelir. Bu aşağıya doğru hareket bazen güzel açığa satış avantajları yaratabilir.
    ** Göndermiş olduğum fotolar resmim.net sağlaycı yüzünden görünmüyor emeklerim e yazık **



Sayfa 1 Toplam 10 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


Önemli Uyarı

    Sitede yer alan bilgiler, herhangi bir hisse senedi veya sermaye piyasası aracının satın alınması için tavsiye veya teklif teşkil etmemektedir. Yatırım piyasalarına yönelik bilgi paylaşımını amaçlayan kar amacı gütmeyen sosyal bir platformdur.

Follow us on

Twitter youtube DavianArt



Sayfa Başına Çık