Küresel Görünüm, Dow Teorisi, Borsalar ve Kaotik Süreçler Yaşar ERDİNÇ

Bildiğiniz üzere, piyasalarda genel olarak beklentilerim dahilinde gelişmeler olduğunda sürekli yorum vermiyorum.
Sürekli olarak yorum vermek ve tahmin yayınlamak aslında yatırımcıyı da çok kısa vadeci olmaya yönlendiriyor. Dolayısıyla piyasalara biraz daha uzaktan bakıp, perspektifi genişletmek gerekiyor. Genel resme baktığımda ise, her ne kadar olumlu bir küresel görünüm algısı devam ediyor olsa da, küme küme kara bulutlar toplanıyor. Bu sırada güneş bir açıyor bir kapatıyor. Hafif bir rüzgar var ama, bazen sert esip sonra kesiliyor. Daha önceki yazımda da yazdığım üzere trendlerin değişimi aşamasındayız. Henüz sıradan yatırımcının bunu fark etmesi zor. Yatırımcı ufak bir endişe duyuyor ama, piyasalar yukarı hareket yaptığında “ben herhalde kendi kendime evham yapıyorum” diyor.

Kaos teorisinin piyasalara uygulanışı konusunda Tonis Vaga “Profiting From Chaos (Kaos’tan Kar Etmek)” isimli bir kitap yazmış ve ben de bu kitaptaki bulguları “Yatırımcı ve Teknik Analiz Sorgulanıyor” isimli kitabımda özetlemiştim (buradan indirebilirsiniz https://www.bilgeyatirimci.com/2014/...gulaniyor-pdf/). Piyasalarda üç aşama vardır. Bunlar; 1)Coherent (düzenli) yükseliş, 2)Kaotik hareketler ve 3)Coherent (düzenli) aşağı yönlü trend.

Trump daha Başkan olmadan önce dış ticaret sınırlamalarından bahsediyordu. Başkan olduktan sonra da yeri geldikçe buna vurgu yaptı. Fakat piyasalar coherent yükseliş piyasasındaydı ve bu açıklamalar piyasaları hiç rahatsız etmedi. Çünkü piyasalar duymak istediklerini duyar, duymak istemediklerini duymaz. Şubat ayı başından itibaren ise, ABD endekslerinde sert gerilemeler gördük. Aşağıdaki grafik Dow endeksinin aylık hareketlerini gösteriyor. 2008 krizinde bu endeks 14.500 seviyelerinden 6500 seviyelerine kadar düşmüştü (%54 düşüş). Fibonacci geri çekilme oranlarının verdiği 2.618 hedefi 26 bin civarıydı ve bu seviye görüldükten sonra sert satışlar geldi.



Bana göre düzenli yükseliş piyasasının sonuna gelindi ve şimdi de kaotik dinamikler çalışıyor. Dow teorisine göre, borsada geri çekilmeler ekonominin en iyi olduğu dönemlerinde başlar. Dow teorisi neden böyle söylüyor? Bunun ardındaki temel sebepleri dow teorisini araştırarak öğrenebilirsiniz. Ama kısaca vurgulamak gerekirse, ekonominin yükselişte olduğu dönemlerde, işsizlik çok azalmıştır. Herkesin artık geliri vardır. Yani borsa deyimiyle ayakkabı boyacısının veya simitçinin parası da zirveye doğru olan yükselişlerde borsaya girmiştir. Dolayısıyla onlar bir düşüş trendinin başladığını zaten kabul etmezler. Ama profesyoneller ve senaryoları yazanlar bu tür durumları çok iyi bilirler. Dow Teorisine göre, onlar, ekonomi en dibe vurmuşken, işsizlik en yüksek seviyelerde iken, FED’in bastığı paraları görüp zaten diplerde alıma geçmişlerdir. O sırada, ayakkabı boyacısı ve simitçinin parası kendi karnını doyuracak kadardır. Borsaya girmesi için tasarruf etmesi ve yükselişin sürdüğüne inanması gerekir. Bu da zaten borsanın son yükseliş dalgasında gerçekleşir.

Kaos teorisine göre düzenli bir yükseliş veya düşüş piyasasının sona ermesiyle Kaotik bir dinamik başlar. Yani, fiyatlar bir aşağı bir yukarı dalgalanmaya başlar. Borsaların son yükseliş dalgasında veya sert düşüş dalgalarında işlem miktarları da zirvelere yakın olur. Dikkat derseniz 2008 krizinde Dow endeksi aylık işlem miktarı zirve yapmış ve fiyatlar da bu sırada dip yapmıştır (alt kadrandaki yeşil bar). Eğer grafiğin son bölümünde oluşan işlem miktarına bakarsanız bu sefer şubat ayında kırmızı renkte zirve işlem miktarı gerçekleşmiştir. Yani çok ciddi satışlar olmuştur.

Borsalar 1-2 hafta daha kaotik yapısını devam ettirebilir ve bunun ardından fırtınalar oluşabilir. Sadece ABD endekslerini değil, küresel borsaları da çok riskli buluyorum. Önceki yazımda da vurguladığım üzere;

Artık küresel olarak faizlerin artışına devam edeceği en az 1-2 yıllık bir döneme girdik.
Bu dönemde dolar yeniden diğer paralara karşı değer kazanmaya başlayacaktır. Dış ticaret kısıtlamaları diğer ülkelerin kazanacağı dolar miktarını azaltacak ve dolara talep artacaktır.
Çin’de çok büyük sorunlar var. Çin’in dev sigorta şirketi ciddi sıkıntı yaşıyor. Bankacılık sistemi, yatırımlar için verdikleri kredileri tahsil edemiyor.
Jeopolitik riskler git gide artıyor. ABD’nin İsrail ile birlikte bir halt işlemesi olasılığı da yükseliyor. Suriye’de dengeler her geçen gün değişiyor ve uluslararası politika uzmanlarına göre burada devam eden savaş şiddetlenebilir.
Genel olarak küresel ekonomik büyüme olumlu bir seyir izliyor. Fakat borsalar bunu önceden satın almıştı.
Türkiye özelinde, KGF kredileri sayesinde büyüme hızlandı ama berberinde enflasyon getiriyor ve cari açık hızla artmaya başladı. İnşaat sektöründe son bir iki aydır yaprak kımıldamıyor ve konut satışları durma noktasına gelirken, daha önce %10-15 civarında olan konut fiyat artışları, negatife döndü. En önemlisi de kredi büyümesi yıllık bazda hızla geriliyor. BIST-100 endeksi halihazırda 2017 başına göre %47 gibi çok yüksek getiri elde etti. 2017 yılı şirket bilançoları çok çok iyi geldi ve kâr artışları yüksek seviyedeydi. Bunun en temel sebebi, özellikle 2016 yılının ikinci yarısını çok ciddi biçimde negatif etkileyen hain darbe girişiminin firma satışları ve karlarını dibe çekerek, baz etkisi oluşturmasıydı. Yani 2016’nın Eylül ve Aralık aylarında ekonomi durma noktasına gelmiş ve firmaların satış ve kârlılığında çok sert düşüşler olmuştu. Durum böyle olunca, 2017 Eylül ve Aralık bilançolarında satış ve kârlar 2016 seviyesine gelmiş olsa bile yıllık bazda yüksek artışlar olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla 2018 yılına girerken, 2017 bilançolarının yarattığı olumlu baz etkisi nedeniyle, bu yıl satış ve karlılık artışları düşük kalacaktır.
Dolar/TL’de dikkat çeken unsur, döviz mevduatlarının sürekli artıyor olmasıdır. Uzun süredir 3.75 ile 3.85 arasında dalgalanan dolar/TL kurunun önümüzdeki süreçte, yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı, bu kanalı yukarı kırması olasılığı yüksektir.
Yabancılardan gelmekte olan menkul kıymet yatırımları Şubat ayında kesildi. 2017 başında yabancıların hisse senedi portföyünün toplam değeri 34 milyar dolar iken bu rakam Şubat ayı itibariyle 53 milyar dolara çıktı (Kur ve borsadaki yükseliş etkisinden arındırılmamış). Şubat ayında hisse senedinden 360 milyon dolar net çıkış oldu. Devlet iç borçlanma senetleri ise 2017 başında 24 milyar dolar iken şu an 32 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Peki Türkiye’ye para girişi devam eder mi? Bu soru önemlidir çünkü yabancı para giriş çıkışı ile bizim borsamızın korelasyonu çok yüksek. Şu an cari açık hızla artarken ve enflasyon katılık gösterirken, 2017 yılının bilançolarda yaratacağı baz etkisi nedeniyle, Türkiye’ye ekstra para gelmez ama küresel çapta gelişmekte olan ülkelere beklenmedik şekilde yeniden para akmaya başlarsa biz de bundan yararlanırız. Fakat, ABD’de trend değişimi sinyalleri varken ve faizlerin artık yükseliş trendine girdiği, tahvildeki balonun sönmeye başladığı yorumları yapılırken bu ihtimali de çok düşük buluyorum. 2018 çok zor bir yıl olacak.
Herkese bol kazançlı bir gün olmasını dilerim. Bu yazım sonrasında lütfen bana soru göndermeyiniz. Hisselerinizi ne yapacağınızı sormayınız. Nasıl bir portföy oluşturmanız gerektiğini sormayınız. İki üç tane grafik hazırlayıp benim görüşümü soranlar oluyor. Kimseye özel olarak hiç bir hisse hakkında veya diğer yatırım araçları hakkında özel bilgi vermiyorum. Bu yüzden mail gönderseniz bile cevap beklemeyiniz. Durumunu anlatıp ben şimdi ne yapayım şeklinde günde en az 20-30 tane soru alıyorum. Bir cümle ile hisseye nasıl değer biçilir bana söyler misiniz? diye soru soran da oluyor. Değer biçme konusunda yüzlerce sayfa kitaplar yazılırken, bir cümle ile bir formül ile değer biçmek mümkün değildir. Çok çok kaba bir tanımı youtube videolarımda verdim. Şirketin 1 yıl sonra elde edeceği kârı tahmin edip, bu kârı 10 ile çarpıp sermayeye bölünüz dedim. Eğer şirketin geçmiş FK oranları çok dalgalıysa bu yöntem kullanılmaz. Geçmiş FK oranları istikrarlı ise 10 ile çarpmak yerine geçmiş 3 yılın ortalama FK’sı ile çarpın. Bu asla kesin bir değerleme formülü falan değildir. Çok kabataslak bir değer biçme yöntemi olabilir. Değerleme konusunda sadece bir yöntem yoktur ve birçok yöntem vardır. Bir şirkete değerleme yaparken FK gibi piyasa çarpanı uygun olmayabilir ve başka bir değerleme yöntemi kullanmalısınız. Bunları öğrenmek için DEĞERLEME başlıklı kitaplar var ve oradan öğrenebilirsiniz. Lütfen bu tür talebi olanlar, işlem yaptıkları aracı kurumun araştırma birimleri ya da yatırım danışmanlarından bilgi alsınlar. Çünkü, bu kurumlara komisyon ödüyorsunuz ve eğer size gerekli araştırma ve bilgilendirme desteğini sağlamıyorlarsa, bunu başarabilen aracı kurumlara geçiniz.